Avrupa Birliği, kendi içinde üretim yapabilen bir merkez olma hedefiyle ‘AB Endüstriyel Hızlandırıcı Yasası’nı hayata geçiriyor. Yeni düzenlemeler kapsamında otomotiv sektöründe teşvik ve kamu alımları için ‘AB içinde montaj’ şartı getirilirken, yüzde 70 yerli üretim zorunluluğu da gündemde. Bu durum, Avrupa genelinde otomotiv üretimini güçlendirmeyi amaçlasa da, Türkiye gibi mevcut üretim üsleri için önemli sonuçlar doğurabilir.
Sektör uzmanı Hakan Doğu, Türkiye ve AB arasındaki kritik otomotiv ticaretine dikkat çekiyor. Türkiye’nin AB’ye otomotiv ihracatının 28-30 milyar dolar civarında olduğunu belirten Doğu, bu kalemde AB’ye karşı dış ticaret fazlası verildiğini vurguluyor. 2025’te tarihi rekor kıran toplam otomotiv ihracatının yaklaşık üçte ikisinin AB pazarına ulaştığını ekliyor.
Hakan Doğu, Türkiye’nin Toyota, Stellantis, Hyundai, Renault ve Ford gibi markalar için düşük maliyetli ve yüksek kaliteli bir üretim üssü olduğunu belirtiyor. Gümrük birliği üzerinden entegre olan Türkiye’nin, Avrupa’daki birçok tesisten daha verimli üretim yapabildiğini söylüyor. Doğu, yeni yasanın Türkiye’yi kalan yüzde 30’luk kısma hapsetme riski taşıdığını ifade ediyor.
Yasa tasarısı, Avrupa’daki yüksek enerji ve işçilik maliyetleri nedeniyle Türkiye ve Fas gibi ülkelerdeki üretimin AB’ye taşınması durumunda ek teşvik talep edilmesine yol açabilir. Toyota ve Ford gibi Türkiye’de üretim yapan firmalar ise bu durumun AB içindeki üretimi zayıflatacağını savunuyor. Doğu, bu tür bir kararın sadece Türkiye, Japonya, ABD ve Fas’ı değil, AB’yi de olumsuz etkileyeceğini öngörüyor.
Ayrıca, Avrupa ülkelerinin Çin’e karşı korunabilmesi için Türkiye’ye ihtiyaç duyduğunu belirten Doğu, bu hatadan dönülmesi ve Türk otomotiv endüstrisinin AB ile yakın ilişkisini sürdürmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, iki taraf için de kazananı olmayan bir senaryonun yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]